Yine bir Lemo içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Kaygı bozukluğu ilaçsız düzelir mi”.
Kaygı Bozukluğu İlaçsız Düzelir mi?
İzmir’de yaşıyorum. Bu tek başına bile “rahat bir insan” algısı yaratabilir ama işin gerçeği şu: Kafamın içi bazen Alsancak trafiği gibi. Dışarıdan bakınca sakin, içimde ise korna, acele, “ya bir şey olursa?” panikleri…
Geçen gün arkadaşım bana baktı ve dedi ki:
“Sen var ya, olay yokken bile olay çıkarıyorsun kafanda.”
Haklı. Ama bunu bir başarı gibi mi yoksa yetenek hatası gibi mi sayıyoruz, orası muamma.
İşte tam da bu noktada çoğu insanın aklına aynı soru geliyor: Kaygı bozukluğu ilaçsız düzelir mi?
Ben de bunu bir kahve siparişi verir gibi basit sanıyordum. “Az sütlü olsun, kaygı da az olsun.” Ama hayat öyle menüden seçilmiyor.
—
Kafanın İçindeki 7/24 Açık Yayın: Kaygı Gerçeği
Sabah uyanıyorsun.
Benim iç ses:
“Bugün kesin bir şey olacak.”
Ben:
“Ne olacak?”
İç ses:
“Bilmiyorum ama olacak.”
İşte kaygı böyle bir şey. Net bir düşman değil. Kapıyı kırıp girmiyor. Anahtarı var, usul usul içeri giriyor, koltuğa oturuyor ve kumandayı alıyor.
İzmir’de sahilde yürürken bile beynim şunu yapabiliyor:
“Rüzgar fazla mı esti? Bu normal mi? İnsanlar neden bu kadar mutlu görünüyor? Ben bir şeyi kaçırıyor olabilir miyim?”
Yanımda arkadaşım:
“Deniz güzel ya.”
Ben:
“Deniz… evet… (acaba hayatımın kontrolü bende mi?)”
—
Kaygı Bozukluğu İlaçsız Düzelir mi? Gerçekçi Bir Bakış
Bu soruya tek cümlelik bir cevap vermek kolay olurdu ama gerçek hayat tek cümlelik değil.
Kimi insanlar için ilaçsız iyileşme mümkün olabilir. Kimi insanlar için ise destek olmadan bu yük çok ağır gelir. Yani bu konu “şunu yap düzelir” kadar basit değil.
Ben bunu şuna benzetiyorum:
Telefonun sürekli %3 şarjda çalışması gibi.
Bir süre idare edersin, ekran parlaklığını kısarsın, uygulamaları kapatırsın, bildirimleri susturursun… ama bir noktada telefon kapanır.
İşte kaygı da bazen böyle: Yönetilebilir, ama sınırsız değil.
—
Zihnin “Senaryo Yazarı” Modu
Benim zihnim boş kalmayı sevmiyor. Boş kalınca Netflix gibi otomatik senaryo üretmeye başlıyor:
Mesaj geç geldi → kesin kızdı
Kızmadıysa → kesin bir şey oldu
Hiçbir şey olmadıysa → kesin yakında olacak
Geçen gün markette kasiyer bana “kolay gelsin” dedi.
Ben:
“Teşekkürler… (acaba zor mu görünüyorum?)”
Kasiyer sadece nazikti.
Ama beynim Oscar’lık dram yazdı.
—
İlaçsız Yöntemler: Deneniyor, Hissediliyor, Bazen Başarılıyor
Şimdi gelelim herkesin merak ettiği kısma. İlaçsız gerçekten bir şeyler yapılabilir mi?
Evet, yapılabilir. Ama “bir kere yaptım düzeldim” gibi değil. Daha çok spor salonu gibi: düzenli gidersen sonuç var, gitmezsen kas yerine suçluluk kalıyor.
1. Nefes almak (ama gerçekten almak)
İlk duyduğumda “nefes almak ne ya, otomatik zaten” diyordum.
Sonra fark ettim ki ben nefes almıyorum, hayatta kalma modu açıkken hızlı veri indiriyorum gibi yaşıyorum.
Bir gün denedim:
“4 saniye al, 4 tut, 6 ver”
İlk tur:
“Bunu yaparken acaba yanlış mı yapıyorum?”
Zihin asla susmuyor.
Ama zamanla şunu fark ediyorsun: beden, zihinden daha dürüst.
—
2. Spor (kaçmak değil, resetlemek)
İzmir’de yürüyüşe çıkıyorum.
Ama yürüyüş dediğim şey bazen şöyle:
10 dakika yürüyüş
20 dakika iç monolog
5 dakika “ben neden böyleyim?” sorgusu
Yine de hareket etmek işe yarıyor. Çünkü beden hareket edince zihin biraz susuyor.
En azından kısa süreliğine.
—
3. “Ya olursa?” yerine “olursa ne yaparım?”
Kaygının favori cümlesi:
“Ya kötü bir şey olursa?”
Ben bunu şöyle çevirmeyi denedim:
“Olursa ne yaparım?”
Cevap genelde şu oluyor:
“Bir şekilde hallederim.”
Ve komik olan şu:
Zihin felaketi büyütür, ama çözümü küçümser.
—
4. Sosyal çevre: iyi gelenler ve “sen de mi buradasın?” dediklerimiz
Arkadaş ortamında bazen iki tip insan oluyor:
1. “Boşver ya”cılar
2. “Ben de aynıyım ama daha kötüyüm”cüler
İkisi de yardımcı olmaya çalışıyor ama biri çok rahat, diğeri çok yarışmacı.
Ben genelde ortada kalıyorum:
“Boşver diyorsun ama beynim boşvermiyor.”
—
Kendimle Tartışmalar: En Uzun Süren Diyalog
En büyük tartışmalar dışarıda değil, içeride oluyor.
Ben:
“Abartıyorsun.”
Ben (diğer ben):
“Ya abartmıyorsam?”
Ben:
“Tamam ama bu kadar düşünmek sağlıklı değil.”
Ben (diğer ben):
“Düşünmezsem hazırlıksız yakalanırım.”
Ve bu tartışma saatlerce sürebilir. Hatta bazen Netflix açıp susturmaya çalışıyorum.
Ama o da işe yaramıyor çünkü:
“Bu karakter neden böyle yaptı?” diye diziye de kaygı yüklüyorum.
—
Kaygı Bozukluğu İlaçsız Düzelir mi? Gerçek Hayat Cevabı
Şimdi dürüst olalım.
Bazı dönemler ilaçsız yönetmek mümkün olabilir. Özellikle destekleyici alışkanlıklar, terapi, yaşam düzeni ve farkındalıkla ciddi ilerleme sağlanabilir.
Ama bazı dönemler de vardır ki zihnin sesi o kadar yüksektir ki sadece “iyi düşün” demek, yangına su püskürtmek gibidir.
Burada önemli olan şey şu:
Kendini tek bir yöntemle sınırlamamak.
Çünkü bu mesele “ya hep ya hiç” değil.
—
Küçük Kazanımların Büyük Sessizliği
Bir gün fark ettim:
Otobüste giderken “acaba düşer miyiz?” düşüncesi gelmiş ama 5 dakika sonra kaybolmuş.
Eskiden bu düşünce 2 saat kalırdı.
Bu büyük bir şey değil gibi görünüyor ama aslında büyük bir şey.
Kaygı tamamen yok olmuyor belki ama sesi kısılıyor.
—
İzmir Güneşi ve Zihnin Gölgesi
İzmir güneşli bir şehir. İnsanlar daha rahat, kahveler daha uzun, sohbetler daha yavaş.
Ama zihnin içinde hava durumu farklı olabilir.
Dışarıda 28 derece güneş, içeride “acil durum tatbikatı”.
Bir gün Kordon’da otururken şunu düşündüm:
“İnsanlar nasıl bu kadar rahat?”
Sonra fark ettim:
Belki de herkes o kadar rahat değil. Sadece bazıları daha iyi gizliyor.
—
Sonuç Yerine Değil, Devam Eden Bir Süreç
Kaygı bozukluğu ilaçsız düzelir mi sorusu, tek bir kapıdan girilen bir cevap değil.
Daha çok bir yol gibi. Bazen düz, bazen yokuş, bazen de “buradan neden dönüyorum ben?” dedirten türden.
Ama şu kesin:
İnsan zihni, sanıldığından daha esnek. Ve desteklendiğinde değişebiliyor.
Ben hâlâ bazen kendi kafamla tartışıyorum.
Hâlâ gereksiz senaryolar yazıyorum.
Ama artık şunu da biliyorum:
Her düşünce gerçek değil. Her ihtimal de yaşanacak değil.
Ve bu bile bazı günler yeterince büyük bir ilerleme.
Lemo olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “Kaygı bozukluğu ilaçsız düzelir mi” konusunda daha fazlası için takipte kalın!
Benzer Bir Yazı: Kavak savcısı kim ?