İyilik yapan kötülük bulur mu? Hayatın geleceğinde iyiliğin gerçek karşılığı
Merhaba! Lemo sayfasının bu haftaki konusu “İyilik yapan kötülük bulur mu”. Umarız faydalı bulursunuz!
İnsan hayatının en eski sorularından biri hâlâ güncelliğini koruyor: İyilik yapan kötülük bulur mu? Bazen çevremizde iyi niyetli insanların hayal kırıklığı yaşadığını, yardım edenlerin karşılığında nankörlük gördüğünü veya dürüst davrananların haksızlığa uğradığını görüyoruz. Böyle zamanlarda insan ister istemez düşünüyor: “Acaba iyi olmak gerçekten değerli mi?”
Ankara’da yaşayan 28 yaşında biri olarak kendi hayatıma baktığımda bu soruyu sık sık kendime soruyorum. Teknolojinin hızla değiştiği, insanların ilişkilerinin dönüşmeye başladığı bir dönemde yaşıyoruz. Gelecekte 5 veya 10 yıl sonra iyilik kavramının nasıl değişeceğini düşündüğümde hem umutlanıyorum hem de bazı konularda endişeleniyorum. Çünkü dünya daha bağlantılı hâle geldikçe insan davranışlarının etkisi de daha görünür olacak.
Belki de asıl soru “İyilik yapan kötülük bulur mu?” değil, “İyilik yaparken karşılık beklemek doğru mu?” sorusu olmalı. Çünkü gerçek iyilik, çoğu zaman hemen bir ödül getirmeyen ama uzun vadede insanın hayatına değer katan bir davranış biçimidir.
İyilik yapan kötülük bulur mu? Geçmişten bugüne değişmeyen insan gerçeği
Tarih boyunca iyi insanların zor zamanlar yaşadığı örneklerle doludur. Birine destek olan, dürüst davranan veya başkalarının hakkını koruyan insanlar bazen bunun bedelini ödemiştir. Ancak bu durum iyiliğin yanlış olduğu anlamına gelmez.
Ben kendi çevremde de bunu görüyorum. Bir arkadaşımın iş hayatında birine destek olması, onun yetişmesine yardımcı olması ilk bakışta büyük bir kayıp gibi görünüyordu. Çünkü zamanını harcıyor, kendi işlerine daha az vakit ayırıyordu. Fakat birkaç yıl sonra o kişinin güçlü bir çevre oluşturduğunu ve zor zamanında yanında olan insanları unutmadığını gördüm.
Hayatta her iyilik hemen geri dönmeyebilir. Hatta bazen hiç dönmeyebilir. Fakat iyilik yapan insanın karakteri, çevresiyle kurduğu bağlar ve hayata bakış açısı değişir.
Kendime bazen şu soruyu soruyorum:
“Ya gelecekte insanlar sadece çıkar ilişkileri üzerinden hareket ederse? Ya kimse kimseye güvenmez hâle gelirse?”
Bu ihtimal beni düşündürüyor. Çünkü güvenin olmadığı bir toplumda teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insanların mutlu olması zorlaşır.
Gelecekte iyilik anlayışı nasıl değişecek?
Önümüzdeki 5-10 yıl içinde hayatımızın birçok alanı değişecek. İş dünyası, sosyal ilişkiler ve günlük alışkanlıklarımız farklı bir noktaya gelecek. Ancak insanın temel ihtiyacı olan güven, dayanışma ve samimiyet değerini koruyacak.
Bugün Ankara’da genç bir yetişkin olarak çevreme baktığımda insanların daha fazla yalnızlaştığını hissediyorum. Herkesin ulaşabileceği yüzlerce kişi var ama gerçekten yanında olan insan sayısı azalabiliyor.
Gelecekte belki de en değerli özelliklerden biri iyi iletişim kurabilmek ve güvenilir biri olmak olacak. Çünkü bilgiye ulaşmak kolaylaşırken, samimiyet ve güven daha nadir bulunan özelliklere dönüşebilir.
İş hayatında da durum böyle olacak. Sadece teknik bilgiye sahip olmak yeterli olmayabilir. İnsanlarla doğru ilişkiler kurabilen, ekip arkadaşlarına destek olan ve güven oluşturan kişiler daha fazla değer görebilir.
Bazen kendime şöyle soruyorum:
“Ya gelecekte bir iş görüşmesinde sadece yeteneklerimiz değil, insanlara nasıl davrandığımız da önemli hâle gelirse?”
Bence bu ihtimal oldukça güçlü. Çünkü şirketler artık sadece sonuç üreten değil, bulunduğu ortama olumlu katkı sağlayan insanlara da ihtiyaç duyuyor.
İyilik yapan kötülük bulur mu? Modern dünyada karşılık beklentisi
Günümüzde en büyük sorunlardan biri, iyiliği bir alışveriş gibi görmeye başlamamız olabilir. Birine yardım ettiğimizde bilinçaltımızda bazen karşılığını bekleyebiliyoruz.
“Ben onun yanında oldum, neden o benim yanımda olmadı?”
Bu cümleyi birçok insandan duymak mümkün. Aslında burada yaşanan hayal kırıklığı çoğu zaman yapılan iyilikten değil, beklentiden kaynaklanıyor.
Ben de zaman zaman bu konuda kendimi sorguluyorum. Birine destek verdiğimde bunun mutlaka bana geri dönmesini beklersem, karşılık alamadığımda üzülmem normal. Fakat iyiliği kendi değerlerimin bir parçası olarak görürsem, sonuç ne olursa olsun daha dengeli hissederim.
Elbette bu, insanların kötü davranışlarını kabul etmek anlamına gelmez. İyi olmak, sürekli fedakârlık yapmak veya insanların sizi kullanmasına izin vermek değildir.
Gelecekte belki de en önemli denge şu olacak: İyi kalırken kendimizi koruyabilmek.
İyilik yapmak ve sınır koymayı öğrenmek
Çocukluğumuzdan beri bize iyi olmamız gerektiği öğretilir. Ancak bazen “hayır” diyebilmenin de bir iyilik biçimi olduğunu öğrenmemiz gerekir.
Bir insan herkese yardım etmeye çalışırken kendi hayatını ihmal edebilir. Bu noktada iyilik, bilinçli bir tercih olmaktan çıkıp zorunluluk hâline gelebilir.
28 yaşında biri olarak kariyerimi, geleceğimi ve ilişkilerimi düşünürken şunu fark ediyorum: İnsanlara değer vermek önemli ama kendi değerimizi korumak da aynı derecede önemli.
Belki gelecekte insanların en çok öğreneceği şeylerden biri bu olacak. Çünkü hızlı değişen dünyada sürekli veren ama kendini unutan insanlar daha fazla yorulabilir.
Teknoloji çağında iyilik neden daha önemli olacak?
Önümüzdeki yıllarda hayatımız daha dijital hâle gelecek. İnsanlar uzaktan çalışacak, farklı şehirlerde veya ülkelerde yaşayan kişilerle daha fazla iletişim kuracak. Ancak bu durum beraberinde yeni bir soru getiriyor:
“Daha fazla bağlantıya sahip olmak gerçekten daha fazla yakınlık anlamına gelecek mi?”
Bundan emin değilim.
Bir yandan teknoloji sayesinde hiç tanımadığımız insanlara bile destek olabiliriz. Bir yardım kampanyasına katılabilir, bir kişinin hayatına dokunabilir veya bilgi paylaşarak birine yol gösterebiliriz.
Diğer yandan insanlar fiziksel çevrelerinden uzaklaşıp daha bireysel yaşayabilir.
Bu yüzden gelecekte iyilik daha değerli olabilir. Çünkü insanlar sadece bilgiye değil, insani bağlara da ihtiyaç duyacak.
İyilik yapan kötülük bulur mu? Geleceğe dair kişisel düşüncelerim
Bazen geleceği düşündüğümde hem umutlu hem kaygılı hissediyorum.
Ya dünya daha bencil bir yere dönüşürse?
Ya insanlar sadece kendi çıkarlarını düşünürse?
Ya güven duygusu tamamen azalırsa?
Bu soruların kesin cevaplarını bilmiyorum. Ancak şuna inanıyorum: İnsan davranışları küçük seçimlerden oluşur. Bir kişinin yaptığı iyilik belki dünyayı tek başına değiştirmez ama çevresindeki insanların davranışlarını etkileyebilir.
Benim için iyilik, büyük kahramanlık hikâyelerinden ibaret değil. Bazen bir arkadaşını dinlemek, yaşlı birine yardımcı olmak, iş arkadaşına destek olmak veya bir insanın moralini yükseltmek de iyiliktir.
Belki 10 yıl sonra Ankara’da farklı bir hayatım olacak. Belki farklı bir işte çalışacağım, farklı insanlarla tanışacağım. Ama bugün sahip olduğum en önemli değerlerden birinin insanlara nasıl davrandığım olduğunu düşünüyorum.
Sonuç: İyilik yapan kötülük bulur mu, yoksa uzun vadede kazanır mı?
İyilik yapan kötülük bulur mu sorusunun tek bir cevabı yok. Evet, bazen iyi insanlar haksızlığa uğrayabilir. Bazen verdikleri değerin karşılığını alamayabilirler. Ancak bu, iyiliğin anlamsız olduğu anlamına gelmez.
Gerçek kazanç her zaman maddi veya görünür bir karşılık değildir. İnsanların size duyduğu güven, oluşturduğunuz ilişkiler ve kendi içinizde taşıdığınız huzur da büyük bir değerdir.
Gelecekte dünya değişecek, çalışma biçimleri değişecek, insanlar farklı şekillerde iletişim kuracak. Fakat insanın temel ihtiyacı olan güven ve samimiyet değişmeyecek.
Bu yüzden benim cevabım şu olurdu: İyilik yapan bazen kötülük görebilir, ancak iyilikten vazgeçmek çözüm değildir. Önemli olan, iyi kalırken kendini korumayı öğrenmek ve iyiliği bir karşılık beklentisiyle değil, hayat anlayışı olarak benimsemektir. Çünkü geleceğin dünyasında belki de en değerli şey, hâlâ güvenilir bir insan olabilmek olacaktır.